UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ! 21 Mayıs 1864

UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ! 

21 Mayıs 1864

Bu hikaye bir sürgünün, bir soykırımın sessiz çığlığının hikayesidir...

Bu hikaye kalpleri kanayan, evlerinden vatanlarından bahçelerinden kırlarından sürülen, denizler mezarları olan, kartal bakışlı erkeklerin, nazlı gelincikler gibi süzülen kadınların Karadeniz’de biten hikâyesidir…

Karda açan kan çiçeklerinin, minicik bebeklerin, yeni gelinlerin, annelerin babaların denizde yüzen cesetlerin hikayesidir.

Bir kâbusun karabasanın kıyının öte yanından ölüme sürülen, dalgalarda kaybolan, başları dik, alınları açık, yüzleri ışık saçan insanların hikâyesidir.  

Kabuk bağlamış olsa da kapanmamış acılı yüreklerin, gizlenen,  anlatılmayan, anlatılamayan sessiz hıçkırıkların hikâyesidir…

Tarihin suskun kaldığı,  annelerin ak sütünün tükendiği, bir damla su, bir tutam bulgurun boğazda düğümlendiği ölümün kol gezdiği gemilerin hikâyesidir… 

Soğuk bedenlerde huzur, cansız gözlerde nefes arayan bebeklerin, donarak ölen kadınların, dim dik başları mızraklara geçirilmiş, rüzgârlarda uçuşan sakalları kartallara yuva olan erkeklerin, yanık et kokusunun hikâyesidir…

Sözcüklerin dili yetmez… 

Her yer siyah her yer ölüm… 

Yuvalar ateş… 

Dağlar kırgın, dağlar kızgın… 

Yollar diken, yollar kan… 

Dalgalar azgın, bedenler köpük…  

Karadeniz hırçın Karadeniz şaşkın…

Vahşetin, caniliğin,  din dil ayırımı yapan yaşam hakkı tanımayan, kapkara yüzleri, mühürlenmiş kalpleri, kana bulanmış elleri ile olimpiyat meşaleleri yakan, tarihine bakmadan, sözde anıtlara çelenkler koyan iki yüzlülüğün hikâyesidir…

Bu hikâye; güneşin doğduğu, güneşin battığı ülkenin hikâyesidir. Şehitlerin kanları, çakmak çakmak bakışlarda, çelik yüreklerde çırpınan acının destanı, Mayıs Sürgününün, bir soykırımın sessiz çığlığının hikâyesidir…  

 

Bu hikaye; 300 yıl direnmiş esarete boyun eğmemiş dünyanın dört bir yanına dağılmış, yerleştikleri her yeri vatan bilmiş sahip çıkmış, insanlık tarihinin en fazla acı çekmiş milletinin, onurlu, gururlu, başları daima dik, kültürüyle saygısıyla  nezaketiyle zerafetiyle asaletiyle kadınıyla erkeğiyle yaşayan yaşatan yok edemediğiniz yok edemeyeceğiniz Çerkes’lerin  hikâyesidir…

Bu hikaye bizim hikayemizdir...

 

Soykırım 154. Yılında atalarımızı rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz...

Hülya Çakıcı Hacıoğlu

Kalemim mutlu, kalemim umutlu, gözlerim buğulu, gözlerim ışıltılı, kalbim mutluluk dolu... İçimde vefaya, güzele, iyiliğe, dostluğa karşı ümitler...

Yeni Normal Dönemde Pazarlama, İletişim ve Sosyal Marka
hulyahacioglu@hulyahacioglu.com.tr



2024 © Hülya Çakıcı Hacıoğlu